Mustafa Destici: Terörle Mücadelede Taviz Yok; Anayasanın Temel İlkeleri, Milli Birlik ve Devletin Bütünlüğü Kırmızı Çizgimizdir
Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında terörle mücadelede taviz verilmeyeceğini vurgularken, vatandaşın en büyük sorununun hayat pahalılığı olduğunu söyledi. Kayyum uygulamalarından PKK ile mücadeleye, İstanbul Sözleşmesi tartışmalarından 4–6 yaş Kur'an kurslarına kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulunan Destici, anayasanın temel niteliklerinin tartışmaya açılamayacağını ifade etti.
(MHA) Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkezinde düzenlediği haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Toplantıda hem parti içi görevlendirmeler kamuoyuna duyuruldu hem de iç ve dış politikadaki gelişmelerle ilgili dikkat çeken açıklamalar yapıldı.
Yeni il başkanları kamuoyuna tanıtıldı
Toplantının başında üç ilde yapılan yeni görevlendirmeler açıklandı.
Karaman İl Başkanlığına daha önce de bu görevi yürütmüş olan Mesut Soyfidan yeniden getirildi.
Nevşehir İl Başkanlığına Mustafa Batmaz atandı.
İstanbul İl Başkanlığında ise bayrak değişimi yapılarak göreve Selim Şimşek getirildi.
Destici, görevi devreden il başkanlarına teşekkür ederek, yeni görevlendirilen başkanlara başarılar diledi. İstanbul’un Türkiye’nin en büyük ve en stratejik şehri olduğunu vurgulayan Destici, şehrin nüfus ve ekonomik büyüklüğüne dikkat çekerek yeni il başkanının önemli bir sorumluluk üstlendiğini söyledi.
Yeni İstanbul İl Başkanı Selim Şimşek de yaptığı kısa konuşmada, partinin kurucu değerlerine bağlı kalacaklarını ve merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun izinden yürümeye devam edeceklerini ifade etti.
Nevşehir’deki olay
Destici, Nevşehir’in Acıgöl ilçesine bağlı Karacaören köyünde sobadan sızan karbon monoksit gazı nedeniyle aynı aileden üç kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatarak derin üzüntü duyduklarını belirtti. Hayatını kaybeden anne, baba ve 8 aylık bebeğe Allah’tan rahmet dileyen Destici, yakınlarına sabır temennisinde bulundu.
CHP ve İstanbul Sözleşmesi eleştirisi
Destici, Özgür Özel’in partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmaya atıfta bulunarak, CHP’nin iktidara gelmesi halinde İstanbul Sozlesmesi’ni yeniden yürürlüğe koyacağı yönündeki açıklamalarını sert sözlerle eleştirdi.
Destici, İstanbul Sözleşmesi’nin Türkiye’de uygulandığı döneme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, sözleşmenin toplumsal yapıya olumlu bir katkı sağlamadığını savundu. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla hazırlandığı belirtilen sözleşmenin, pratikte aile kurumunu güçlendirmediğini öne süren Destici, sözleşmenin yürürlükte olduğu yıllarda boşanma oranlarının arttığını, evlilik oranlarının düştüğünü ve aile yapısında çözülmeler yaşandığını iddia etti.
Toplumun temel taşı olarak gördükleri aile kurumunun korunmasının devletin en önemli görevlerinden biri olduğunu vurgulayan Destici, İstanbul Sözleşmesi’nin özellikle “toplumsal cinsiyet” kavramı üzerinden yürüttüğü yaklaşımın Türkiye’nin kültürel ve manevi değerleriyle örtüşmediğini dile getirdi. Sözleşmenin LGBT konusundaki düzenlemelerini eleştiren Destici, bunun geleneksel aile anlayışını zayıflattığını ve genç nesiller üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu savundu.
Destici, CHP yönetiminin söz konusu sözleşmeyi yeniden gündeme taşımasını “milletin değerleriyle çatışan bir tercih” olarak nitelendirdi. Türkiye’nin kendi sosyal yapısına ve değerlerine uygun politikalar geliştirmesi gerektiğini belirten Destici, aileyi merkeze alan ve toplumsal dayanışmayı güçlendiren düzenlemelerin öncelikli olması gerektiğini söyledi.
4–6 yaş Kur’an kursları tartışması
Destici, CHP’li bazı yöneticilerin 4–6 yaş Kur’an kurslarına yönelik eleştirilerine de değindi. Bu kursların “denetimsiz” ya da “ne olduğu belirsiz yapılar” gibi gösterilmesini doğru bulmadığını ifade eden Destici, söz konusu eğitimlerin Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde yürütüldüğünü hatırlattı.
Bu kursların resmi izinle açıldığını, müfredat ve personel açısından kamu otoriteleri tarafından kontrol edildiğini belirten Destici, eleştirilerin inanç temelli eğitim faaliyetlerine karşı ideolojik bir bakış açısının yansıması olduğunu ileri sürdü. Ailelerin çocuklarını bu kurslara kendi tercihleriyle gönderdiğini vurgulayan Destici, bunun anayasal bir hak olduğunu söyledi.
Destici, Türkiye’de din ve vicdan özgürlüğünün güvence altında olduğunu belirterek, erken yaşta verilen dini eğitimin ailelerin talebi doğrultusunda ve devlet denetiminde yürütülmesinin doğal karşılanması gerektiğini ifade etti. Bu tür kurslara yönelik eleştirilerin, toplumun inanç değerlerini hedef alan bir yaklaşım olarak algılandığını sözlerine ekledi.
Terörle Mücadele ve Komisyon Raporu
Destici’nin basın toplantısında en geniş yer ayırdığı başlıklardan biri, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kurulan komisyonun hazırladığı rapor ve terörle mücadele süreci oldu. Destici, partisinin bu konudaki duruşunun ilk günden bu yana net ve değişmez olduğunu vurgulayarak, “İlkesel tavrımız dün neyse bugün de odur” dedi.
Meclis’te kurulan ve kamuoyunda “terörsüz Türkiye” süreci kapsamında değerlendirilen komisyonun raporunun bazı bölümlerinin açıklandığını hatırlatan Destici, raporu detaylı biçimde inceleyeceklerini ve parti içinde oluşturulan komisyon aracılığıyla kapsamlı bir değerlendirme yapacaklarını belirtti. Ancak daha ilk aşamada bazı temel prensipleri açıkça ortaya koyduklarını ifade etti.
“Şartsız ve pazarlıksız silah bırakma”
Destici, bir terör örgütünün hiçbir şart öne sürmeden, hiçbir pazarlık yürütmeden silah bırakmasının elbette desteklenecek bir durum olacağını söyledi. Ancak mevcut tabloya bakıldığında bunun gerçekleşmediğini savundu. PKK’nın yalnızca Türkiye’de değil, Suriye, Irak ve İran’da da yapılanmalarının bulunduğunu dile getiren Destici; örgütün uzantıları olarak gösterilen yapıların silahlı faaliyetlerini sürdürdüğünü ileri sürdü. Özellikle Suriye’deki yapılanmalara ve İran’daki PJAK yapılanmasına dikkat çeken Destici, örgütün farklı isimler altında varlığını devam ettirdiğini iddia etti.
Destici, “Göstermelik adımlar ya da sembolik açıklamalar bizi yanıltmamalıdır. Önemli olan tüm unsurlarıyla silah bırakılması ve örgütsel yapının tamamen feshedilmesidir” ifadelerini kullandı.
“Devletin temel nitelikleri tartışma konusu olamaz”
Konuşmasında anayasanın temel ilkelerine özel vurgu yapan Destici, Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısından, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünden, Türk milletinin ortak kimliğinden ve resmi dil olan Türkçeden asla taviz verilemeyeceğini söyledi.
Demokratikleşme başlığı altında anayasanın değiştirilemez maddelerinin tartışmaya açılmasına karşı olduklarını belirten Destici, “Türkiye’nin birliğini, bayrağını, dilini ve milli kimliğini zayıflatacak hiçbir düzenlemeye rıza göstermeyiz” dedi.
Ayrıca terör mağdurlarının, şehit ailelerinin ve gazilerin hassasiyetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Destici, atılacak her adımın bu kesimlerin vicdanında karşılık bulması gerektiğini ifade etti.
Merasim Sokak saldırısının yıl dönümü
Destici, konuşmasında 17 Şubat 2016’da Ankara’da gerçekleştirilen Merasim Sokak bombalı saldırısının yıl dönümünü de hatırlattı. Saldırının, askeri servis araçlarını ve sivilleri hedef aldığını belirten Destici, aralarında kadın ve sivillerin de bulunduğu 29 kişinin hayatını kaybettiğini, çok sayıda vatandaşın yaralandığını anımsattı.
Saldırının gerçekleştiği yerin, Genelkurmay Başkanlığı ve kuvvet komutanlıklarına çok yakın bir nokta olduğuna dikkat çeken Destici, bunun planlı ve stratejik bir terör eylemi olduğunu ifade etti. Hayatını kaybedenleri rahmetle andıklarını belirten Destici, “Şehitlerimizi unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi.
Terörle mücadelede hafızanın diri tutulması gerektiğini vurgulayan Destici, geçmişte yaşanan acıların göz ardı edilmesinin yeni riskler doğurabileceğini söyledi. “Türk milleti ihaneti unutmaz” ifadesini yineleyen Destici, terörle mücadelenin kararlılıkla ve tavizsiz biçimde sürdürülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Kayyum uygulamaları ve belediyeler
Destici, kayyum uygulamalarına ilişkin süren tartışmalara da ayrıntılı şekilde değindi. Özellikle terörle iltisaklı olduğu gerekçesiyle görevden alınan belediye başkanlarının yerine yapılan görevlendirmeler üzerinden yürütülen eleştirilere yanıt veren Destici, konuya güvenlik perspektifinden baktıklarını vurguladı.
Destici, terör örgütüyle bağlantılı olduğu iddia edilen bazı belediyelerde aday belirleme süreçlerinin demokratik teamüllerle değil, örgütsel talimatlarla şekillendiğini öne sürdü. Bu nedenle görevden alınan bir belediye başkanının yerine yine aynı siyasi yapı içinden bir başka ismin seçilmesinin sorunu çözmeyeceğini savundu. “Bir teröristten alıp diğerine vermek çözüm olmaz” sözleriyle bu yaklaşımını özetledi.
Kayyum uygulamasının istisnai bir tedbir olduğunu ancak terör söz konusu olduğunda devletin kamu düzenini ve milli güvenliği öncelemek zorunda olduğunu ifade eden Destici, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki bazı belediyelerde geçmiş yıllarda belediye imkânlarının terör örgütü lehine kullanıldığına dair yargı süreçlerinin yaşandığını hatırlattı. Belediyelerin kaynaklarının hendek kazma, barikat kurma, lojistik destek sağlama gibi faaliyetlerde kullanıldığı iddialarına atıfta bulunan Destici, bu tür durumlarda devletin müdahalesinin kaçınılmaz olduğunu söyledi.
Destici, normal şartlarda görevden alınan belediye başkanlarının yerine belediye meclisi içinden seçim yapılmasının demokratik bir yöntem olduğunu kabul ettiklerini belirtti. Ancak terörle bağlantı söz konusu olduğunda aynı yöntemin kamu güvenliği açısından risk oluşturabileceğini dile getirdi. “Yolsuzluk ya da farklı adli sebeplerle görevden alma ile terör suçlaması aynı kefeye konulamaz” diyen Destici, terörle iltisaklı yapılar söz konusu olduğunda daha hassas davranılması gerektiğini ifade etti.
Ayrıca kayyum atamalarının bölge halkına karşı bir tutum olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savunan Destici, devletin hedefinin vatandaş değil, terör yapılanmaları olduğunu söyledi. Terör örgütüyle bağlantılı yapıların yerel yönetim mekanizmaları üzerinden yeniden güç kazanmasının önüne geçilmesi gerektiğini belirten Destici, kamu kaynaklarının güvenli ve şeffaf şekilde kullanılmasının devletin sorumluluğu olduğunu vurguladı.
Destici, geçmiş çözüm süreci dönemlerinde terör örgütüne alan açıldığı yönündeki eleştirilerini hatırlatarak, benzer hataların tekrar edilmemesi gerektiğini söyledi. “Tedbiri elden bırakırsanız, yarın aynı tehditlerle yeniden karşı karşıya kalabilirsiniz” ifadelerini kullanan Destici, kayyum uygulamalarının güvenlik boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
ABD–İran gerilimi ve bölgesel gelişmeler
Dış politika başlığında ABD’nin İran’a yönelik tutumunu değerlendiren Destici, Washington yönetiminin İran’a karşı iki gerekçe sunduğunu; bunların nükleer faaliyetler ve iç karışıklıklar olduğunu belirtti. Ancak asıl amacın İran’da yönetim değişikliği ve bölgedeki enerji kaynakları olduğunu savundu.
İsrail’in Filistin politikalarını da eleştiren Destici, bölgede yeni bir savaşa karşı olduklarını ifade etti. Türkiye’nin diplomatik duruşunu doğru bulduklarını belirterek, İslam ülkelerinin daha güçlü bir dayanışma göstermesi gerektiğini söyledi.
Hayat pahalılığı ve ekonomi eleştirisi
Destici, TÜİK verilerine atıfta bulunarak vatandaşların en büyük sorununun hayat pahalılığı olduğunu belirtti. Özellikle Ramazan öncesi temel gıda ürünlerine yapılan zamları eleştiren Destici, serbest piyasa anlayışının fırsatçılık anlamına gelmemesi gerektiğini söyledi.
“Devlet, vatandaşın temel ihtiyaçları üzerinden haksız kazanç elde edilmesine karşı tedbir almak zorundadır” diyen Destici, gelir dağılımındaki adaletsizliğe dikkat çekti.
Şehit yakınlarının talepleri
Toplantının sonunda söz alan bir şehit yakını, kamuda çalışan şehit ailelerinin vergi dilimi ve maaş düzenlemeleriyle ilgili taleplerini dile getirdi. Destici, konunun takipçisi olacaklarını ve ilgili mercilerle görüşeceklerini belirtti.
“Türk milleti ihaneti unutmaz”
Konuşmasının sonunda şehitleri rahmetle anan Destici, “Türk milleti ihaneti unutmaz” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin birlik ve beraberliğini koruma konusunda taviz verilmeyeceğini vurguladı.
Ramazan mesajı ve manevi değerler
Destici, Ramazan’ın barışa, huzura ve kardeşliğe vesile olmasını temenni etti. Toplumsal sorunların çözümünde manevi değerlere daha fazla sarılınması gerektiğini ifade etti.
Uyuşturucu, kumar, bahis ve aile yapısındaki çözülmeye dikkat çeken Destici, Ramazan’ın dayanışma ve yardımlaşma ruhunu güçlendirmesi gerektiğini söyledi.
Destici, Ramazan ayının hayırlara vesile olmasını dileyerek basın toplantısını tamamladı.
Millet Haber Ajansı/ Ankara