Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’nin İran’a yönelik askeri müdahale tehditleri, Suriye ve Gazze’deki gelişmeler ile Türkiye’nin dış politikasıyla ilgili açıklamalarda bulundu. Fidan, “Bizim önceliğimiz hiçbir şekilde güç kullanımına yol açacak bir duruma gelmemek. Kesinlikle sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz” dedi.
İran’a operasyon açıklaması
Değerli arkadaşlar biliyorsunuz bizim baştan beri önem verdiğimiz konu bölgesel istikrar ve güvenlik. Yani bölgemizde geçmişten tevarüs ettiğimiz, evrilerek gelen çok sayıda sorunlar var.
Yani bunlardan biri de İran'ın uzun yıllar maruz kaldığı yaptırımlar biliyorsunuz ve bölgedeki birtakım politik uyumsuzluklar. Şimdi biz tabii İran'ın komşusu olarak, dostu olarak müteaddit defalar samimi bir şekilde görüşlerimizi çok net olarak paylaşıyoruz. Yani bizim sınır komşumuz, yüzyıllara dayanan değişmeyen bir sınırımız var ve iki halk birbirine çok benziyor. Yoğun bir ticari ve sosyal ilişki var. Dolayısıyla İran'da olacak olan her şey bizi yakından ilgilendirdiğinden bu gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz.
İran'ın uluslararası belli başlı aktörlerle olan sorunlarını çözmesi ve bölgenin tamamına yayılacak istikrarsız senaryolardan kaçınması bizim de menfaatimize. Onun için bizim önceliğimiz hiçbir şekilde güç kullanımına yol açacak bir duruma gelmemek. Ama maalesef geçtiğimiz aylarda da gördük. 12 gün savaşlarında önce İsrail'in, sonra da Amerika'nın mahdut da olsa bir saldırısıyla karşı karşıya kaldık ve bu saldırı belli bir yerde durdu.
Şimdi bunun tekrar etme olasılığının ortaya gelmesi, ortaya çıkması yani bizim tasvip ettiğimiz bir şey değil. Biz kesinlikle sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz. İran'da olacak geniş çaplı istikrarsızlığın bölgenin kaldırma kapasitesinin çok altında olduğunu üstünde olduğunu düşünüyorum ben. Onun için diplomatik çabalara devam edeceğiz. İnşallah Amerika'yla İran kendi arasında bu konuyu gerek arabucular üzerinden gerek diğer aktörler üzerinden veya direkt görüşerek çözerler. Biz de konuyu yakından takip ediyoruz.
Şam yönetiminin SDG operasyonu
"SDG'nin çok başlı yapısına dikkat çekiyor. Kandille bağı çözüme engel diyor Suriye'deki genel durum ve 10 Mart mutabakatı için ne söylersiniz" sorusuna Fidan şöyle yanıt verdi:
Hani SDG'nin Kandille bağı meselesinin yeni keşfedilmiş bir bilgi olarak zaman zaman özellikle batılı muhataplar tarafından hani karşılanması bizim de hayret ettiğimiz bir konu. Yani bu 2 + 2 4 eder kadar net olan bir bilgi. Yani bizim zaten SDG ile en büyük problemimizin bu olduğunu baştan beri söyledik. Suriye Kürtlerinin kendi otantik bir araya gelip sadece Suriye'deki Kürtlere has Suriye'deki sorunları çözmeye yönelik bir hareketin Suriye ile tabii ki ilgisi var. Biz medeni gelişmiş bir ülkeyiz. Belli ülkelerin kendi iç sorunlarını çözmeden sınırlarının neler olduğunu biz biliriz. Ama bunun böyle olmadığını herkes biliyor. Yani dört ülkede iddiası olan, örgütlenmesi olan ve eylemi olan bir örgütün Suriye'deki uzantısının adının SDG olması YPG olması yani bizim çok bildiğimiz bir gerçeklik. Dolayısıyla SDG adına kim görüşmeye giderse gitsin Kandil'den onay almadan bunun hayata geçmeyeceğinin yani bu bu herkes bilincinde. Bu işleri biraz sürekli zora sokan bir husus. Öyle ama zora da soksa bizim temennimiz bir an önce 10 Mart mutabakatının uygulanarak ülkede de istikrarın sağlanması.
Bakın Halep konusunda da geçmişte biz uyardık, gittik, geldik. Yani bu sorunların ortadan kalkması lazım. Olayın güç kullanımına gelmemesi lazım dedik. Şimdi Fırat'ın batısında özellikle 2024 8 Aralık'tan sonra işgal edilen yerlerin bir iyi niyet göstergesi olarak tekrar boşaltılması,
Unsurların doğuya çekilmesi hususu gündemde. Yani bu film tekrar tekrar oluyor. Yani biz Afrin'den Resulayın'dan yani itibariyle Tel Rifat'tan itibaren Halep'ten her zaman aynı oyunu görüyoruz. Yani giriyoruz diyoruz ki ya bakın burada duruşunuz illegal. Şu yapıların şu unsurların şu şekilde olmaması lazım. Yok. Direniyorlar. Sonra güç kullanılıyor. Geri adım atıyor. Sonra güç kullanılıyor. Geri adım atıyor. Yani bu şablondan çıkılması lazım artık. Yani gerçekten iyi niyet gösterisinde bulunmak istiyorlarsa bir diplomasiye dayalı, diyaloga dayalı bir artık sorun çözme tekniğine girmeleri lazım. Diyalog içindeymiş gibi gözüküp dünyaya böyle bir imaj verip zaman kazanıp bölgede hani daha da fazla istifade edeceğimiz bir kırış çıkar mı diye de etrafa bakıp belli aktörlerle de ilişkiyi devam ettirip ya bu kadar parametreyi yönetecek ne zihniniz var, ne de gerçeklik buna izin verir. Bir iyi niyet koyacaksınız. Biz Suriye'de istikrarı istiyoruz. Suriyeli Kürtlerin müreffeh olmasını istiyoruz. Emin olmasını istiyoruz. Irak ve diğer konuları bırakın bir kenara. Ama bunun böyle olmadığını biliyoruz inşallah olur. Yani çok yakından takip ettiğimiz bir konu. İnşallah barışçıl yollarla çözülür.
SDG’nin entegrasyonu açıklaması
"Entegrasyonun önemini sıklıkla vurguluyorsunuz. Fakat aynı mutabakatın içerisinde tüm Suriyelilerin siyasi süreçlerde temsil edilmelerinin güvence altına alınacağı ve Kürtlerin anayasa haklarının temin edeceği maddeleri de bulunuyor. Geçtiğimiz yıl Alevilerle Dürzdelerin karşı karşıya durumları da göz önüne alırsak bu iki maddenin hayata geçtiğinden söz edebilir miyiz?" sorusuna da Hakan Fidan şöyle yanıt verdi:
Suriye yönetiminin bunları hayata geçirmesi için bu 10 Mart mutabakatında yer alan hususlara ihtiyacı yok. Yani bu konu hem bölge ülke olarak bizim kendisinden talebimiz hem kendilerinin programında var. Yani ülkede bulunan diğer azınlıkları, inanç gruplarını sizin yönetime katmayarak hani dışlayarak bir yere gitme şansınız yok.
Ama burada altın oran şu. Anayasal vatandaşlık çerçevesinde inanç gruplarının, etnik azınlıklarının yönetime dahil olmasıyla kendilerini ayrı bir küme olarak belirleyip bir siyasal etnisite formuna dönüşüp buradan yönetime dahil olması bunun ikisi ayrı şey arkadaşlar.
Bunun ikisi ayrı şey. Zaten problemin çıktığı yer burası. Ya bizim istediğimiz modern zamanların artık evirilerek getirdiği anayasal vatandaşlık formülünün bütün insanların lehine olacak ülke yani insanlar kendi kimliklerini, kültürlerini, inançlarını yaşarken aynı zamanda bir bayrağın altında vatandaşı oldukları ülkenin bütün menfaatinden, gücünden, refahından yararlanacakları ve katılımı da o şekilde yapacakları bir yapının defaatle denenmiştir ki istikrara, barışa, refaha daha uygun bir yapı olduğu ortada. Şimdi bu böyleyken ülkeyi siyasal etnisitelere bölmek, inanca göre, etnisiteye göre adacıklar oluşturmak bu bölünmeye davetiye çıkartmaktır.
Hani ben bölünmeyi burada hani bir ideoloji aracı olarak değil ortak insanlığın menfaati olarak ortaya sorun olarak atmaya çalışıyorum. Ha buna çok dikkat etmemiz gerekiyor.
F-35 meselesi
Fidan, "Acaba bu sene biz F35'leri alabilir miyiz?" sorusuna da şöyle yanıt verdi:
Ukrayna konusunda biliyorsunuz geçtiğimiz günlerde Paris'te liderler toplantısı düzenlendi. Gönüllüler koalisyonuna ait ülkelerin liderleri o toplantıya katıldılar. Biz de Cumhurbaşkanımızı temsilen o toplantıdaydık. Tabii o toplantıya gelene kadar yapılmış bakan düzeyinde ve diğer düzeylerde çok fazla sayıda toplantı oldu. Diplomatlar, askerler herkes bir araya gelerek dokümanın planın ne olacağı konusunda yoğun bir çalışma içerisinde bulundular. Sayın şimdi daha önce de çeşitli vesilelerle ifade ettim. Tabii yapılacak olan barış sadece Rusya ile Ukrayna arasında olacak olan bir barış olmayacak. Esas itibariyle Avrupa'yla Rusya arasında olan bir barış da olacak aynı zamanda. Biliyorsunuz Trump'ın Amerika'da iktidara gelmesinden sonra Amerika'nın Rusya Ukrayna Savaşı'nda öncü rolünü değiştirmesi ve nötr bir pozisyona adeta geçmesi ve Avrupa Güvenliği ile ilgili oynadığı tarihi rolü ve sorumluluğu da tekrar tadil etmeye gitmesi neticesinde ortaya başka bir sorun çıktı. Rusya Ukrayna Savaşı bir sorunken Amerika'nın bu savaşın sonuna doğru ortaya koyduğu pozisyonda daha başka bir sorun çıkarttı. Yani sorun içinde sorun çıktı.
Aslında ortaya baktığımız zaman yani Avrupa güvenliği çok ciddi bir şekilde Ukrayna'nın güvenliğine de bağlanmış durumda. Tabii bunun askeri strateji olarak ne kadar gerçekçi olup olmadığı hususu tartışıl askeri stratejistler tarafından tartışılmalı. Hani biz de önümüze gelen verilere bakıyoruz. Şimdi esas itibariyle gelinen noktada şu anda eğer bir barış anlaşması olursa 3 tane husus var.
Askeri boyutu olan. Birincisi bu anlaşmanın takibi, doğrulanması izlenmesi nasıl olacak? Bunun keyfiyeti nedir? Buna ilişkin yapılan çalışmalar var. Hem Secure hem diğer komutanlar bu konuda bilgi verdiler. Avrupa Müttefik Komutanlığı NATO'nun. İkincisi Ukrayna'nın caydırıcılık gücü nasıl devam edecek? Buna ilişkin yapılan çalışmalar ve planlamalar var. Üçüncüsü bir ihlal olması durumunda ne türden tedbirler, hangi araçlarla, hangi senaryolarla alınacak. Bütün planlamalar bu yönde yapılmakta. Tabii Barış Anlaşması olduktan sonra askeri unsurların bütün bu görevlerde kullanacak yapıların 3 tane biliyorsunuz klasik yeri var. Karadeniz, Hava. Deniz alanı deyince de Ukrayna'nın sadece Karadeniz'e kıyısı var.
Karadeniz bizim de bulunduğumuz en büyük NATO üyesi olarak Türkiye'nin yer aldığı bir yer. Şimdi deniz gücünün komitesini Cumhurbaşkanımızın da müzakere talimatıyla öteden beri biz bu sorumluluğu almak istiyorduk. Şimdiki planlamalarla bu sorumluluk bize verilmiş durumda.
Burada gönüllü olan diğer ülkelerle beraber biz bu sorumluluğu alacağız. Yani bu bir veri. Buna ilişkin Milli Savunma Bakanlığımız çok yoğun bir çalışma yürütmekte. Tabii hava ve kara unsurları İngiltere'nin Fransa'nın öncülüğündeki başka ülkelerle gidecek. F35 konusuna gelince biliyorsunuz bu aslında Kasa'nın uygulanmasının neticesinde ortaya çıkan bir sorun. Yani biz olaya sadece F35 açısından bakmıyoruz. Kasa'nın genel olarak ortadan kaldırılması konusunda yürütülen diplomatik çalışmalarımız var. New York sonrası Cumhurbaşkanımız Washington'ı ziyaret ettiğinde geçtiğimiz yıl Eylül ayında da 25 Eylül'de aslında Sayın Trump'la Sayın Erdoğan arasında varılan mutabakat sonucunda bu sorunun da diğer sorunlar gibi iki ülke arası gündeminden çıkması konusunda bir irade oluştu. Bunu daha önce de ifade etmiştim. Şimdi bu iradenin, ikili taraflı iradenin hayata geçmesindeki teknik zorlukların problemlerini ortadan kaldırılması için çalışıyoruz. Bu irade burada mevcut. Biz bunu inşallah bu sene Kasa'nın kalktığına şahit oluruz. Sizin dediğiniz F35 ve diğer başka konular da hayata geçer.












