Alkol, marihuana ve diğer uyuşturucu maddelerin erken yaşlarda kullanımı, bireyin yaşamı üzerinde ciddi ve uzun vadeli etkiler yaratabilmektedir. Özellikle 18 yaşından önce başlayan kullanım, bağımlılık riskini artırmakta ve beyin gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir.ABD’de 2004–2017 yılları arasında 12–21 yaş aralığındaki gençlere ilişkin veriler, uyuşturucuya başlama yaşında dikkat çekici bir değişim olduğunu göstermektedir. Birçok madde açısından kullanım yaşının önceki yıllara kıyasla bir miktar yükseldiği görülmektedir. Bu durum, bazı maddelerle ilk temasın geçmiş dönemlere göre daha ileri yaşlarda gerçekleştiğine işaret etmektedir.Alkol kullanımına başlama yaşı yaklaşık 16’dan 17’ye yükselmiştir. Marihuana kullanımına başlama yaşında da benzer bir artış gözlemlenmektedir. Sigara ve bazı diğer maddelerde de paralel değişimler kaydedilmiştir.En dikkat çekici bulgulardan biri, 15 yaşından önce uyuşturucu kullanımına başlayan bireylerin oranının önceki yıllara kıyasla azalmasıdır. Bu durum, erken yaşta riskli davranışlara yönelimin belirli ölçüde gerilediğini göstermektedir.Bununla birlikte, mevcut tablo sorunun tamamen ortadan kalktığını göstermemektedir. Günümüzde elektronik sigaralar, sosyal medya etkisi ve psikolojik yalnızlık, gençler için yeni risk alanları oluşturmaktadır.Uçucu maddeler (inhalantlar) ise ayrı bir risk grubu olarak öne çıkmaktadır. Bu maddelere başlama yaşı, diğer uyuşturucu türlerine kıyasla daha erken olup ortalama 15 yaş civarında seyretmektedir.Son yıllarda gençlerin yaşam tarzında önemli dönüşümler yaşanmaktadır. Sosyal medya etkisi, aile içi iletişimin zayıflaması, psikolojik yalnızlık ve hızlı yaşam temposu, gençleri riskli davranışlara daha açık hale getirmektedir.Dijital ortamda bazı zararlı davranışların “normal” veya “çekici” şekilde sunulması da bu süreci destekleyen önemli faktörlerden biridir. Bu nedenle bazı gençler, riskin boyutunu tam olarak değerlendirmeden çeşitli maddelerle deneyim yaşamaya yönelebilmektedir.Elektronik sigaralar (vape) bu süreçte önemli bir geçiş unsuru olarak değerlendirilmektedir. Başlangıçta zararsız bir alışkanlık gibi algılansa da, zamanla daha riskli maddelere yönelme ihtimalini artırabilmektedir.Bir diğer önemli unsur ise psikolojik durumdur. Kendini yalnız hisseden, sosyal destekten yoksun kalan veya stres altında olan gençler, zararlı alışkanlıklara karşı daha kırılgan hale gelmektedir.Bu nedenle uyuşturucuyla mücadele yalnızca hukuki bir çerçevede ele alınmamalıdır. Aile ilişkileri, eğitim ortamı, sosyal faaliyetler ve bireyin topluma aidiyet hissi bu süreçte belirleyici rol oynamaktadır.Genel olarak spor yapan, sosyal açıdan aktif olan ve kendini ifade edebilen gençlerin zararlı alışkanlıklardan uzak durma ihtimalinin daha yüksek olduğu görülmektedir.Sonuç olarak, elde edilen veriler uyuşturucu kullanımında başlangıç yaşının tamamen ortadan kalkmadığını, ancak yapısal olarak değiştiğini göstermektedir. Bu nedenle mücadele stratejilerinin de sürekli olarak güncellenmesi gerekmektedir.Araştırmacı uzman Mehbube Mehdiyeva
Sağlık
Yayınlanma: 13 Mayıs 2026 - 13:11
Uyuşturucuya başlama yaşındaki değişim:
Küresel eğilimler ve risk faktörleri üzerine akademik bir değerlendirme
Sağlık
13 Mayıs 2026 - 13:11












