Medya
Yayınlanma: 18 Mayıs 2026 - 15:53
Güncelleme: 18 Mayıs 2026 - 16:09
Televizyon, İnternet ve Dijital Oyunların Şiddetle İlişkisi Çalıştayı ASBÜ'de yapıldı
“Televizyon, İnternet ve Dijital Oyunların Şiddetle İlişkisi Çalıştayı”, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Fuat Sezgin Salonu’nda gerçekleştirildi.
Medya
18 Mayıs 2026 - 15:53
Güncelleme: 18 Mayıs 2026 - 16:09
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı, Kültür ve Sanat Politikaları Başkanı Hüseyin Yayman, dijitalleşme, oyunlar ve televizyon içeriklerine ilişkin konuların yalnızca yasal düzenlemelerle çözülemeyeceğini belirterek, "Ulus aşırı dijital ağların mutlaka toplumlarla yeni bir sözleşme yapması gerekmektedir." dedi.
Yayman, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen "Televizyon, İnternet ve Dijital Oyunların Şiddetle İlişkisi Üzerine" başlıklı çalıştaya katıldı.ASBÜ Fuat Sezgin Salonu'nda gerçekleştirilen çalıştayın açılışında konuşan Yayman, bugün sadece Türkiye'yi ilgilendiren değil, küresel bir sorun olan ve medeniyeti tehdit eden bir problem üzerine konuşulduğunu söyledi.Dijitalleşmenin bir milli güvenlik sorunu haline geldiğini belirten Yayman, "Dijital ağlar, sosyal medya, çocuğun, bireyin ve kadının korunması meselesinin artık bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini, siyaset üstü bir mesele olarak ele alınması gerektiğini ve bu meselede iktidarıyla, muhalefetiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi başta olmak üzere çok önemli adımlar atılması gerektiğini bir kez daha ifade etmek isterim." diye konuştu.Sosyal medyanın artık bir iletişim aracı olmaktan çıktığını vurgulayan Yayman, dijital platformların çocuklar üzerindeki etkisinin psikolojik, sosyolojik sonuçlar doğurduğunu, özellikle küçük yaş gruplarının kontrolsüz içeriklere maruz kalmasının ciddi riskler taşıdığını dile getirdi.
"Yeni bir siyaset mühendisliğiyle, toplum mühendisliğiyle karşı karşıyayız""Dijital ağlar, ulus aşırı dijital şirketlerin algoritmalarıyla yeni bir toplum mühendisliği, yeni bir siyaset mühendisliği ve yeni bir birey yaratma çabası içerisindedir." ifadesini kullanan Yayman, sözlerini şöyle sürdürdü:"Kendilerini ulus devletlerinin üzerinde gören, yasama, yürütme ve yargı organının üzerinde gören bir akılla, yeni bir siyaset mühendisliğiyle, toplum mühendisliğiyle karşı karşıyayız. Bugün dijital ağlardan bahsettiğimizde aynı zamanda kadına ve çocuğa şiddet meselesini ele alıyoruz. Cinsel istismar, ötekileştirme, siber zorbalık, siber faşizm, İslamofobi, din düşmanlığı ve aklınıza gelebilecek her türlü kötülük, dijital ağ kavramlarıyla yan yana gelmektedir."Teknoloji ve dijital alanlara karşı bir düşmanlığın söz konusu olmadığının altını çizen Yayman, bir taraftan bireysel özgürlüklerin korunması diğer yandan da kamu ve toplum düzeni, kadının, ailenin, çocuğun ve bireyin korunmasının öncelikli yaklaşımları olduğunu ifade etti."Gençlerimizin algoritmaların kuşatması altında rehin kalmasını asla istemiyoruz"Yayman, teknolojiyi yok saymayan ama bu meseledeki sorumlulukların yerine getirilmesi gereken bir anlayış içerisinde olduklarına işaret ederek, şunları kaydetti:"Bugün konuştuğumuz dijitalleşme, oyunlar, televizyon içerikleri gibi meseleler sadece kamu otoritesinin yapacağı yasal düzenlemelerle, birtakım yönetmeliklerle çözülebilecek problem alanı olmaktan uzun zamandır çıkmıştır. Ulus aşırı dijital ağların mutlaka toplumlarla yeni bir sözleşme yapması gerekmektedir. Bireyin etkileşim almak uğruna, absürt içeriklere yönelmesi, şiddetin, istismarın, kötülüğün, sanal kumarın, bahisin ve cinsiyetsizleştirmenin, LGBT propagandasının normal olduğu bir düzeni asla kabul edemeyiz. Burada sadece ailenin, bireyin, kamu otoritesinin sorumluluğu değil, topyekun bir seferberlik anlayışı lazımdır. Ulus aşırı dijital şirketlerin, 'bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler' anlayışı içerisinde daha fazla reklam ve etkileşim almak uğruna aileye, çocuklarımıza, bireye, kadınlara karşı açtığı savaşı asla kabul etmiyoruz."Siber zorbalık, mahremiyetin ihlali, şiddet ve istismar gibi kötülüklerin yoğun şekilde yer aldığı dijital oyunlar ve içeriklerin aileleri, gençleri olumsuz etkilediğinin altını çizen Yayman, "Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi dijitalleşmenin sunduğu imkanlardan faydalanırken kültürümüzü, aile yapımızı, çocuklarımızı ve çocuklarımızın ruh sağlığını koruyacak tedbirleri almak zorundayız. Aile kurumunun korunması, geleceğimiz açısından olmazsa olmaz bir mesele haline gelmiştir. Bugün topyekun insanlık ve medeniyet, bir varoluş problemi, ontolojik bir sorun yaşamaktadır. Etkileşim almak uğruna, şiddetin çocuk istismarının sanal bahisin ve topyekun kötülüğün benimsenmesi ya da teşvik edilmesi gibi çok önemli bir problemle karşı karşıyayız. Biz özgürlük adı altında gençlerimizin dijital ağların, algoritmaların kuşatması altında rehin kalmasını asla istemiyoruz." ifadelerini kullandı.Yayman, gençleri, aileyi korumanın Türkiye için bir milli güvenlik meselesi olduğunu ve asla geri adım atılmayacağını vurguladı.Sosyal medya ve oyun platformlarının gençleri şiddete özendirdiğine ve saldırganlığı normal hale getirdiğine dikkati çeken Yayman, "Dijital ağların büyük bir denetimsizlik içerisinde yol almasını asla kabul edemeyiz. Travmalar, kaygı bozuklukları ve hatta intihar vakaları, dijital linç kültürünün nasıl bir yere evrildiğini ortaya koymaktadır. Dijital zorbalığın engellenmesi bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmalıdır. İnsanı yalnızlaştıran, şiddete yönelten ve psikolojik baskı altına alan bu dijitalleşme asla kabul edilemez ve biz buna izin veremeyiz." değerlendirmesinde bulundu.Yayman, Kovid-19 sürecinin dijital çağın gelişini hızlandırdığını belirterek, teknoloji ve yapay zekayı tehdit değil fırsat olarak gördüklerini, teknolojinin hayatı kolaylaştıran bir rol üstlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.Programın açılışında, eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Seyfullah Hacımüftüoğlu, AK Parti Gençlik Kolları Dış İlişkiler Başkanı ve Ankara Milletvekili Zehranur Aydemir, Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurul Üyesi ve ÖZDER Genel Başkanı Ahmet Akça, TİHEK İkinci Başkanı Muhammet Ecevit Carti ile ASBÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan da birer konuşma yaptı.
Çalıştayda konuşan ASBÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, dijital mecraların gençler üzerindeki etkilerinin yalnızca bireysel değil; sosyolojik, pedagojik ve güvenlik boyutlarıyla ele alınması gerektiğini söyledi.
İnsanlık tarihinin en hızlı dönüşüm süreçlerinden birinin yaşandığını belirten Arıcan, televizyonla başlayan görsel kültürün bugün sosyal medya platformları, dijital oyunlar ve algoritmik içerik mekanizmalarıyla hayatın merkezine yerleştiğini ifade etti.
Çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin düşünme biçimlerinin, dikkat sürelerinin ve sosyal ilişkilerinin büyük ölçüde dijital mecralar tarafından şekillendirildiğine dikkati çeken Arıcan, teknolojiyi bütünüyle bir tehdit olarak görmediklerini ancak sosyal etkilerinin dikkatle analiz edilmesi gerektiğini kaydetti.
Üniversite olarak teknolojinin “değer boyutuna” dikkat çekmeye çalıştıklarını dile getiren Arıcan, teknolojinin hangi ahlaki zeminde üretildiği ve nasıl kullanıldığının daha güçlü şekilde tartışılması gerektiğini ifade etti.
Arıcan, İstanbul’da daha önce yaşanan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran bir olayın ardından üniversite bünyesinde iki bilimsel araştırma projesi yürütüldüğünü belirterek, bu çalışmalar kapsamında gençlerin yoğun bulunduğu dijital platformlarda saha görüşmeleri gerçekleştirildiğini söyledi.
Bu araştırmaların akademik yayınlara dönüştüğünü aktaran Arıcan, çevrim içi radikal topluluklar, siber zorbalık ve oyun içi şiddetin normalleşmesi gibi alanların disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınmasının zorunlu hale geldiğini belirtti.
Dijital dünyanın yalnızca teknik bir medya sorunu olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Arıcan, “Bugün karşı karşıya olduğumuz mesele aynı zamanda bir insan tasavvuru meselesidir.” dedi.
Türk-İslam düşünce geleneğinde insanın akıl, vicdan, merhamet ve irfan merkezli bir varlık olarak tanımlandığını ifade eden Arıcan, dijital kültürün ürettiği yeni insan tipinin ciddi şekilde analiz edilmesi gerektiğini söyledi.
Çocukların ve gençlerin yalnızca teknolojik cihazlarla değil; kültür, sanat, spor, aile duygusu ve insani ilişkilerle de buluşturulmasının önemine işaret eden Arıcan, meseleye yalnızca yasaklayıcı ya da korku merkezli bir perspektiften yaklaşmanın yeterli olmayacağını belirtti.
Çalıştayda, televizyon, internet ve dijital oyunların şiddetle ilişkisi; sosyal, psikolojik, pedagojik ve güvenlik boyutlarıyla ele alındı.
Yayman, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) İletişim Fakültesi tarafından düzenlenen "Televizyon, İnternet ve Dijital Oyunların Şiddetle İlişkisi Üzerine" başlıklı çalıştaya katıldı.ASBÜ Fuat Sezgin Salonu'nda gerçekleştirilen çalıştayın açılışında konuşan Yayman, bugün sadece Türkiye'yi ilgilendiren değil, küresel bir sorun olan ve medeniyeti tehdit eden bir problem üzerine konuşulduğunu söyledi.Dijitalleşmenin bir milli güvenlik sorunu haline geldiğini belirten Yayman, "Dijital ağlar, sosyal medya, çocuğun, bireyin ve kadının korunması meselesinin artık bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini, siyaset üstü bir mesele olarak ele alınması gerektiğini ve bu meselede iktidarıyla, muhalefetiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi başta olmak üzere çok önemli adımlar atılması gerektiğini bir kez daha ifade etmek isterim." diye konuştu.Sosyal medyanın artık bir iletişim aracı olmaktan çıktığını vurgulayan Yayman, dijital platformların çocuklar üzerindeki etkisinin psikolojik, sosyolojik sonuçlar doğurduğunu, özellikle küçük yaş gruplarının kontrolsüz içeriklere maruz kalmasının ciddi riskler taşıdığını dile getirdi.
"Yeni bir siyaset mühendisliğiyle, toplum mühendisliğiyle karşı karşıyayız""Dijital ağlar, ulus aşırı dijital şirketlerin algoritmalarıyla yeni bir toplum mühendisliği, yeni bir siyaset mühendisliği ve yeni bir birey yaratma çabası içerisindedir." ifadesini kullanan Yayman, sözlerini şöyle sürdürdü:"Kendilerini ulus devletlerinin üzerinde gören, yasama, yürütme ve yargı organının üzerinde gören bir akılla, yeni bir siyaset mühendisliğiyle, toplum mühendisliğiyle karşı karşıyayız. Bugün dijital ağlardan bahsettiğimizde aynı zamanda kadına ve çocuğa şiddet meselesini ele alıyoruz. Cinsel istismar, ötekileştirme, siber zorbalık, siber faşizm, İslamofobi, din düşmanlığı ve aklınıza gelebilecek her türlü kötülük, dijital ağ kavramlarıyla yan yana gelmektedir."Teknoloji ve dijital alanlara karşı bir düşmanlığın söz konusu olmadığının altını çizen Yayman, bir taraftan bireysel özgürlüklerin korunması diğer yandan da kamu ve toplum düzeni, kadının, ailenin, çocuğun ve bireyin korunmasının öncelikli yaklaşımları olduğunu ifade etti."Gençlerimizin algoritmaların kuşatması altında rehin kalmasını asla istemiyoruz"Yayman, teknolojiyi yok saymayan ama bu meseledeki sorumlulukların yerine getirilmesi gereken bir anlayış içerisinde olduklarına işaret ederek, şunları kaydetti:"Bugün konuştuğumuz dijitalleşme, oyunlar, televizyon içerikleri gibi meseleler sadece kamu otoritesinin yapacağı yasal düzenlemelerle, birtakım yönetmeliklerle çözülebilecek problem alanı olmaktan uzun zamandır çıkmıştır. Ulus aşırı dijital ağların mutlaka toplumlarla yeni bir sözleşme yapması gerekmektedir. Bireyin etkileşim almak uğruna, absürt içeriklere yönelmesi, şiddetin, istismarın, kötülüğün, sanal kumarın, bahisin ve cinsiyetsizleştirmenin, LGBT propagandasının normal olduğu bir düzeni asla kabul edemeyiz. Burada sadece ailenin, bireyin, kamu otoritesinin sorumluluğu değil, topyekun bir seferberlik anlayışı lazımdır. Ulus aşırı dijital şirketlerin, 'bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler' anlayışı içerisinde daha fazla reklam ve etkileşim almak uğruna aileye, çocuklarımıza, bireye, kadınlara karşı açtığı savaşı asla kabul etmiyoruz."Siber zorbalık, mahremiyetin ihlali, şiddet ve istismar gibi kötülüklerin yoğun şekilde yer aldığı dijital oyunlar ve içeriklerin aileleri, gençleri olumsuz etkilediğinin altını çizen Yayman, "Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi dijitalleşmenin sunduğu imkanlardan faydalanırken kültürümüzü, aile yapımızı, çocuklarımızı ve çocuklarımızın ruh sağlığını koruyacak tedbirleri almak zorundayız. Aile kurumunun korunması, geleceğimiz açısından olmazsa olmaz bir mesele haline gelmiştir. Bugün topyekun insanlık ve medeniyet, bir varoluş problemi, ontolojik bir sorun yaşamaktadır. Etkileşim almak uğruna, şiddetin çocuk istismarının sanal bahisin ve topyekun kötülüğün benimsenmesi ya da teşvik edilmesi gibi çok önemli bir problemle karşı karşıyayız. Biz özgürlük adı altında gençlerimizin dijital ağların, algoritmaların kuşatması altında rehin kalmasını asla istemiyoruz." ifadelerini kullandı.Yayman, gençleri, aileyi korumanın Türkiye için bir milli güvenlik meselesi olduğunu ve asla geri adım atılmayacağını vurguladı.Sosyal medya ve oyun platformlarının gençleri şiddete özendirdiğine ve saldırganlığı normal hale getirdiğine dikkati çeken Yayman, "Dijital ağların büyük bir denetimsizlik içerisinde yol almasını asla kabul edemeyiz. Travmalar, kaygı bozuklukları ve hatta intihar vakaları, dijital linç kültürünün nasıl bir yere evrildiğini ortaya koymaktadır. Dijital zorbalığın engellenmesi bir tercih değil, zorunluluk haline gelmiştir. Teknoloji hayatımızı kolaylaştırmalıdır. İnsanı yalnızlaştıran, şiddete yönelten ve psikolojik baskı altına alan bu dijitalleşme asla kabul edilemez ve biz buna izin veremeyiz." değerlendirmesinde bulundu.Yayman, Kovid-19 sürecinin dijital çağın gelişini hızlandırdığını belirterek, teknoloji ve yapay zekayı tehdit değil fırsat olarak gördüklerini, teknolojinin hayatı kolaylaştıran bir rol üstlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.Programın açılışında, eski Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Seyfullah Hacımüftüoğlu, AK Parti Gençlik Kolları Dış İlişkiler Başkanı ve Ankara Milletvekili Zehranur Aydemir, Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurul Üyesi ve ÖZDER Genel Başkanı Ahmet Akça, TİHEK İkinci Başkanı Muhammet Ecevit Carti ile ASBÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan da birer konuşma yaptı.Çalıştayda konuşan ASBÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, dijital mecraların gençler üzerindeki etkilerinin yalnızca bireysel değil; sosyolojik, pedagojik ve güvenlik boyutlarıyla ele alınması gerektiğini söyledi.
İnsanlık tarihinin en hızlı dönüşüm süreçlerinden birinin yaşandığını belirten Arıcan, televizyonla başlayan görsel kültürün bugün sosyal medya platformları, dijital oyunlar ve algoritmik içerik mekanizmalarıyla hayatın merkezine yerleştiğini ifade etti.
Çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin düşünme biçimlerinin, dikkat sürelerinin ve sosyal ilişkilerinin büyük ölçüde dijital mecralar tarafından şekillendirildiğine dikkati çeken Arıcan, teknolojiyi bütünüyle bir tehdit olarak görmediklerini ancak sosyal etkilerinin dikkatle analiz edilmesi gerektiğini kaydetti.
Üniversite olarak teknolojinin “değer boyutuna” dikkat çekmeye çalıştıklarını dile getiren Arıcan, teknolojinin hangi ahlaki zeminde üretildiği ve nasıl kullanıldığının daha güçlü şekilde tartışılması gerektiğini ifade etti.
Arıcan, İstanbul’da daha önce yaşanan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran bir olayın ardından üniversite bünyesinde iki bilimsel araştırma projesi yürütüldüğünü belirterek, bu çalışmalar kapsamında gençlerin yoğun bulunduğu dijital platformlarda saha görüşmeleri gerçekleştirildiğini söyledi.
Bu araştırmaların akademik yayınlara dönüştüğünü aktaran Arıcan, çevrim içi radikal topluluklar, siber zorbalık ve oyun içi şiddetin normalleşmesi gibi alanların disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınmasının zorunlu hale geldiğini belirtti.
Dijital dünyanın yalnızca teknik bir medya sorunu olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Arıcan, “Bugün karşı karşıya olduğumuz mesele aynı zamanda bir insan tasavvuru meselesidir.” dedi.
Türk-İslam düşünce geleneğinde insanın akıl, vicdan, merhamet ve irfan merkezli bir varlık olarak tanımlandığını ifade eden Arıcan, dijital kültürün ürettiği yeni insan tipinin ciddi şekilde analiz edilmesi gerektiğini söyledi.
Çocukların ve gençlerin yalnızca teknolojik cihazlarla değil; kültür, sanat, spor, aile duygusu ve insani ilişkilerle de buluşturulmasının önemine işaret eden Arıcan, meseleye yalnızca yasaklayıcı ya da korku merkezli bir perspektiften yaklaşmanın yeterli olmayacağını belirtti.
Çalıştayda, televizyon, internet ve dijital oyunların şiddetle ilişkisi; sosyal, psikolojik, pedagojik ve güvenlik boyutlarıyla ele alındı.
İlginizi Çekebilir











